Dijimecmua Ana Sayfa
Giriş Yap veya Üye Ol
Olay Trend - Şehir Yaşam Dergisi
Ana Sayfa > Olay Trend

Olay Trend Dergisi Mesaj Gönderin

LütfenDikkat! Buradan göndereceğiniz mesaj Olay Trend adlı yayının yetkilisine gönderilecektir. Göndereceğiniz mesajın doğru adrese gitmeme ihtimalini lütfen göz önünde bulundurunuz.

Olay Trend Dergisi Emeği Geçenler

ABONE OL

Olay Trend

Şehir Yaşam Dergisi

Mart

Annem hep söyler, eskiler “Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır” derlermiş. Yaz desen yaz değil kış desen kış değil. Tam bir geçiş ayı mart. Bir gün bahar bir gün kara kış. Kış ile ilkbahar arasında geçiş mevsimi olduğu için insan ne yapacağını, nasıl giyineceğini ve nasıl davranacağını bilemiyor. Sırf evden çıkarken “Mont mu alayım yoksa tişörtle mi çıkayım” ikileminin yaşattığı bile yeter. Koca kışı hasta olmadan atlatıp bahar kokulu bir mart gününde hasta olmaya ne demeli? Ne kışın sahiplendiği bir ay ne de ilkbaharın. Kibarlıktan dolayı yemek masasında kalan son lokma gibi. Ev sahibini, alınsın da tabak kalksın diye davetlilerin gözünün içine baktıran son lokma. İnsan içinde birçok duyguyu aynı anda barındıran, karışık ve sırrı çözülemeyen bir süperorganizma. Ümit, korku, endişe, temenni ve çok daha fazlası. Ne mutlu ki dünyada ümit ve temennilerimiz kadar korku ve endişelerimiz de var. İnsan bir kanadı ümit bir kanadı korku olan kuş gibidir derler. İkisi arasında dengeyi sağlayamazsa uçması ne mümkün. Her ikisinin de fazlası zarar. Duygularımız da havalar gibi gel-gitli. İnsanlar da bir değişken bu aralar. Kara bir mart günü, bahar gibi taptaze hayallerinizi birden suya düşürüp karamsarlığa kapılmanızı sağlayabiliyor. Ya da en umutsuz anlarınızda içinizi ısıtan güneş, duyduğunuz toprak kokusu adeta kulaklarınıza fısıldıyor “Durma, devam et”.

Aman siz siz olun hem sağlığınızı hem de aklınızı duygularınızı iyi koruyun bu mart ayında. Çünkü her ikisi de saldırı altında olacak. Hele martı atlattık mı önümüz bahardır. “Ne de olsa kışın sonu bahardır. Bu da gelir bu da geçer ağlama” diyen Aşık Daimi ne güzel söylemiş.

Sabredelim. Sabredelim ki bahara erelim.

Son sözü Yılmaz Güney’e verelim. Selimiye Hapishanesi’ndeyken eşi Fatoş Güney’e yazdığı mektuplar kitap olarak yayınlanmıştı. Buradan bir mektup;

Sevgili Yavrum, Çocuğum,

İşte yeni bir bahar daha geliyor.

Dünya çiçeklenecek yine.

Dünyanın kaçıncı çiçeklenişidir bu, bilebilir misin?

Ben yine dünyayı, dünyanın güzelliklerini, kötülüklerini düşünüyorum. Aklına geliyor mu beş bin yıl önce yaşayan bir insan, bir kuş, bir koyun?

Aklına geliyor mu yedi bin yıl öncenin kışları, baharları? Askerleri, hapishaneleri, mahkemeleri; o zaman da bizim gibi mahpuslar vardı. Onların da karıları, çocukları.

Dünya çok kış, çok yaz, çok mahpus gördü sevgili. Daha da görecek. Savaşlar olacak; yağmur, kar, fırtına, her şey. İnsanlar en kötü günlerinde bile yarına umutla bakacaklar. Ama hangi insanlar?

Bazı insanlar vardır, onların yarını yoktur sevgili. Onların umutları da yoktur.

Bu kaç gündür oğlum gözümün önünden gitmiyor. Eli yanmış, incinmiş sanki, elini gösteriyor bana. “Baba ufff!” diyor.

Nasıl yanıyor içim. Gerçek sanki. Benim güzel çiçeğim. Sen içimi bilirsin. Endişelerimi, coşkunluğumu, her şeyimi.

Yüreğime prangalar vurulmuş. Kanım sessiz bir ırmaktır şimdi.

Oğlumu yanaklarından öperim. Anamın ellerinden… 25 Ocak 1973

Akın Güler

  • Arşiv Sayısı : 85
  • Son Sayı : Mart 2017
  • Yayın Türü : E-Dergi
  • Yayın Süresi : Aylık

Olay Trend Dergisi Tüm Sayıları

ANA SAYFA  l  HAKKIMIZDA  l  YASAL UYARI  l  YAYINCI AVANTAJLARI  l  SIK SORULAN SORULAR  l  BASIN ODASI  l  İŞLEM REHBERİ  l  İLETİŞİM

Ücretsiz Yayınlar

© Dijimecmua.com - 2017